Günümüzde yabancı dil öğretimi, yalnızca bir ders alanı olmaktan çıkmış; öğrencilerin akademik, sosyal ve kültürel gelişimlerinin önemli bir parçası hâline gelmiştir. Bu anlayış doğrultusunda uygulanan Çoklu Yabancı Dil Eğitim Programı, öğrencilerin erken yaşlardan itibaren daha yoğun ve farklı dillerle karşılaşmasını amaçlayan bir eğitim modelidir.
Program kapsamında öğrenciler haftada 40 ders saati eğitim almakta; bunun 14 saati İngilizce, 2 saati Almanca olmak üzere toplam 16 ders saati yabancı dil eğitimine ayrılmaktadır. Bu durum, öğrencinin haftalık ders yükünün önemli bir bölümünün yabancı dil öğrenimine ayrılması anlamına gelmektedir.
Peki bu model öğrenci ve öğretmen açısından ne gibi fırsatlar ve güçlükler barındırmaktadır?
Haftada 14 saat İngilizce eğitimi, öğrencinin dili yalnızca haftada birkaç saat görmesinden farklı olarak, yabancı dille sürekli temas kurmasına imkân sağlar.
Dil öğreniminde süreklilik önemli olduğundan, öğrencinin dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerilerini geliştirmesi açısından daha fazla uygulama zamanı oluşur.
Yoğun yabancı dil eğitimi, yalnızca dil bilgisi konularının işlenmesi yerine;
gibi becerilerin daha fazla uygulanmasına olanak sağlayabilir.
Özellikle konuşma ve dinleme becerileri için ayrılan uygulama zamanının artması, programın önemli fırsatlarından biridir.
Haftada 2 saat Almanca eğitimi öğrencinin ikinci bir yabancı dille tanışmasını sağlar.
Bu durum öğrencinin farklı dillerin yapısını ve kültürel özelliklerini fark etmesine, yabancı dil öğrenmeye yönelik olumlu tutum geliştirmesine katkı sağlayabilir.
Öğrencinin yabancı dili yalnızca sınavlarda karşılaşılan bir ders olarak değil, günlük öğrenme sürecinin doğal bir parçası olarak görmesi hedeflenebilir.
Bu yaklaşım doğru uygulandığında öğrencinin yabancı dil öğrenmeye yönelik özgüvenini artırabilir.
Haftada 40 ders saati ve bunun 16 saatinin yabancı dil olması, özellikle ortaokul çağındaki öğrenciler açısından önemli bir ders yükü oluşturabilir.
Programın başarısı yalnızca ders saatinin artırılmasına değil, bu saatlerin nasıl kullanıldığına bağlıdır.
Çok fazla ders saati, eğer etkin ve öğrenci merkezli yöntemlerle desteklenmezse öğrencide motivasyon kaybına yol açabilir.
Her öğrencinin yabancı dil öğrenme hızı aynı değildir.
Bazı öğrenciler konuşma ve dinleme becerilerinde hızlı ilerlerken bazı öğrenciler okuma veya yazma becerilerinde daha başarılı olabilir.
Bu nedenle yoğunlaştırılmış programlarda farklı seviyelerdeki öğrenciler için destekleyici çalışmaların bulunması önemlidir.
Yabancı dil eğitiminin güçlendirilmesi olumlu bir hedef olmakla birlikte öğrencinin matematik, Türkçe, fen bilimleri, sosyal bilimler, sanat, beden eğitimi ve diğer alanlardaki gelişimi de ihmal edilmemelidir.
Asıl hedef, yabancı dili güçlendirirken öğrencinin bütüncül eğitimini korumaktır.
14 saatlik İngilizce dersi, öğretmene müfredatın yanında uygulama, tekrar, konuşma, dinleme ve proje çalışmalarına daha fazla zaman ayırma imkânı verebilir.
Ders saatinin fazla olması, öğretmenin öğrencinin gelişimini daha sık gözlemlemesine ve öğrencinin hangi becerilerde desteğe ihtiyaç duyduğunu belirlemesine yardımcı olabilir.
Yoğunlaştırılmış yabancı dil programlarında;
gibi yöntemlerin kullanılabilmesi için daha fazla zaman bulunmaktadır.
14 saat İngilizce bulunması tek başına öğrencinin yabancı dili iyi öğreneceği anlamına gelmez.
Burada en önemli konu 14 saatin nasıl planlandığıdır.
Derslerin sürekli aynı yöntemle işlenmesi, öğrencinin motivasyonunu azaltabilir. Bu nedenle öğretmenlerin dersleri beceri temelli ve çeşitlendirilmiş etkinliklerle planlaması gerekir.
14 saatlik İngilizce dersinin birden fazla öğretmen tarafından yürütülmesi durumunda öğretmenler arasında güçlü bir koordinasyon gerekir.
Aksi durumda;
gibi sorunlar yaşanabilir.
Bu nedenle ortak yıllık plan, ortak hedefler, beceri temelli kazanımlar ve düzenli öğretmen koordinasyonu büyük önem taşır.
Yoğunlaştırılmış yabancı dil programı, öğretmenden daha fazla etkinlik ve materyal hazırlığı isteyebilir.
Özellikle konuşma ve dinleme çalışmalarında materyal hazırlama, ölçme-değerlendirme ve bireysel öğrenci takibi öğretmenin iş yükünü artırabilir.
Bu nedenle öğretmenin yalnız bırakılmaması; zümre çalışmaları, ortak materyaller ve okul yönetimi tarafından sağlanan planlama desteği önemlidir.
Çoklu Yabancı Dil Eğitim Programı değerlendirilirken yalnızca “Haftada kaç saat İngilizce var?” sorusuna odaklanmak yeterli değildir.
Daha önemli sorular şunlardır:
Öğrenci bu sürenin sonunda İngilizce konuşabiliyor mu?
Dinlediğini anlayabiliyor mu?
Kendini yazılı ve sözlü olarak ifade edebiliyor mu?
Yabancı dili kullanırken özgüven kazanıyor mu?
Almancayı da anlamlı bir iletişim aracı olarak görmeye başlayabiliyor mu?
Bu sorulara verilecek cevaplar programın gerçek başarısını ortaya koyacaktır.
Çoklu Yabancı Dil Eğitim Programı, doğru planlandığında öğrenciler için önemli fırsatlar sunabilecek bir modeldir. Haftada 16 saat yabancı dil eğitimi, öğrenciye dili daha fazla kullanma ve farklı becerileri geliştirme imkânı sağlayabilir.
Ancak yoğunluk tek başına başarı garantisi değildir.
Başarı; nitelikli öğretim, öğretmenler arası koordinasyon, doğru ders dağılımı, öğrenci seviyelerinin dikkate alınması, etkili ölçme-değerlendirme ve öğrencinin dili gerçek yaşamda kullanabilmesi ile ilişkilidir.
Bu nedenle programı değerlendirirken yalnızca ders saatlerine değil, öğrencinin sınıftan çıktığında “Bu dili kullanabiliyorum.” diyebilme düzeyine bakmak gerekir.
Çünkü yabancı dil eğitiminde hedef, daha fazla saat ders yapmak değil; daha fazla öğrenmek, daha fazla kullanmak ve dili hayatın bir parçası hâline getirmektir.
Yorum yap